19 Ocak 2015 Pazartesi

KIYAM





Çığlıklarım
                Haykırsa
                              Vadi yamaçlarını
                                                         Yırtar mı


Yüzüm
           Toprağa gömülse
Ağzım Gözüm
           Çamurla dolar mı


Avuçlarım açılsa
        Mavi – Lacivert Okyanusların
                                Doruklarına
                                            Dokunabilir mi

Kısık nefesim
             Üflese
                     Koyu – kızıl Volkanlar
                                                    Susar mı


YOKSA   AŞKIN   ADI   TAMAMEN   Mİ   FARKLI 


Yalvarıyorum;

            Somut bir kanıtla çık karşıma      
            Açık et kendini
            Bana Gel

Bileyim.


Muhtacım Işığına









iris
Ocak. 2015







14 Kasım 2014 Cuma

İnsan Olmak








Küçük dünyanın büyük insanlarıydı onlar..

En büyük taşları, en güçlü makinelerle alıp en yüksek binaları yaptılar.
O binaların en geniş odalarını en pahalı eşyalarla döşeyerek yerleştiler.
En uzak diyarlara en hızlı aletlerle uçtular.
En muazzam bilgileri en çabuk elde ettiler.
En kalabalıklara en baskın yöntemlerle hâkim oldular.
En vahşi ormanların kralıydılar.

Sözleri yoktu ki dinlensinler.
Gözyaşları yoktu ki gülsünler.
Düşleri yoktu ki uykuya dalsınlar.
Hayatları yoktu ki yaşlansınlar.
Aşkları yoktu ki ölsünler.

Büyük dünyaların küçük İnsanıydı o….

Anlayamadılar ki; küçücük zerre bile, bir nefes için, kendini İnsana feda etmek istediğini.
Bilemediler ki; en büyük dünyaların bile tek şarkısıydı bu en küçük İnsan.
İdrak edemediler ki; tüm âlemlerin en büyük arzusuydu İnsan olmak.




iris

Kasım.2014.Ankara





17 Ekim 2014 Cuma









Belki; ''...... erkek deniz,kadın köpük ........sevgi, aşk, işte öyle bi şey ......''  Serap Akyol 




iris
Ekim.2014.Torba


11 Ekim 2014 Cumartesi

YAVAŞ








YAVAŞ


Önce nefesimden başlamayı düşündüm. Havayı, biraz daha uzun sürede içime çekmeyi denedim. Daha derinlere ulaşmak istedim. Hava, ciğerlerime dokunduğu anda biraz bekledim. Kendimi asla ve asla zorlamadım. En güzel, en doğal halimi buldum. Sonra, usulcacık, tüm vücuduma yayılan gevşemeyle birlikte nefesimi geri bıraktım. Bir an, bir boşlukta kalmış gibi genişleyerek huşu içinde bekledim. Ve tekrar yeni bir maceraya atılırcasına taze nefesime yöneldim. Yavaş,  kendiliğinden, sessiz.

Kalp atışlarımda bu tempomu yakaladı. Çıkış ve inişlerim genişledi, yumuşadı. Kanım damarlarımda daha da çok yayıldı, organlarıma ulaştı. Hücrelerime hayli uzun temas edebildi. Buluşmaları, yavaş, sade,  hatta keyifli oldu.

Tenimde bir ürperti, bir serinlik hissettim.


YAVAŞ


Aynısını yemek yememe uyguladım. Canıma, ne yemek istediğini sordum. Yemeğimi hayal ettim. Malzemelerimle buluştum. Tek tek malzemelerimi seyrettim. Elledim, renklerine baktım, kokularını hissettim. Her birinin topraktan başlayan, doğup, büyüyüp, su ile gelişip, serpilme süreçlerini düşündüm. Farklı farklı, çeşit çeşit olmalarına şaşırıp kaldım. Bana gelmelerine, buluşmamıza ve birazdan da tamamen bedenime dâhil olacaklarına teşekkür ettim. Bu kadar farklı renklerin, kokuların, tatların birbirlerini bulması, birbirlerine karışması ve sonunda inanılmaz uyum içinde ortaya müthiş bir lezzet çıkarmaları beni heyecanlandırdı. Buluşmaları aslında çok kolay oldu. En sade, en doğal hallerini ortaya çıkardılar. Kendilerini açtılar, bana sundular. Yeniden yaratıldılar. Adeta bir tören gibi buluştuk, birleştik. Birbirimizi sindirerek yeniden oluştuk.


YAVAŞ


Yürümeye başladım. Taşların dokusunu hissediyorum. Toprağın kokusunu duyuyorum. Yeşil yaprakların arasından mandalinaları görüyorum. Rüzgâr müziği yaparken, ben sokakların hikâyesini dinliyorum. İnsanlara dokunuyorum. Sıcak bir çay içiyorum.


YAVAŞ


Yayılmak gibi. Her şeyi yayılarak yapmak, süzülerek ilerlemek, yavaşça her yerde olmak. İçine almak, sarmak, sarmalanmak; Seni sarmasına izin vermek, içine almasına bırakmak. Teslim olmak.


YAVAŞ


Dolmak. Taşmak. Yaratmak.





iris
Ekim.2014.Torba





30 Eylül 2014 Salı

VEDA









Önce uzaktan kokusu
                                     geldi
Sonra tüm çevremi
                                    kapladı

Ve

Nefesime yerleşti

Nefesimden vücuduma yayıldı

Hücrelerime

Dokularıma

Organlarıma

Sistemime hâkim oldu


HÜZÜN


Beni ele geçirdi

Bedenim hüzünden kaskatı

Mezarım hüzünden kazılı


Toprağa karışmak çok kolay

Hüzne karışmak çok zor


Üstümde ki ölü toprağım hüzün




iris

Eylül.2014



18 Eylül 2014 Perşembe

Ellerim



Ellerim



Ellerime bakıyorum.
Boğumlu, damarlı, kırışıklı, çatlaklı. Güçlü olsunlar istiyorum, hem de iri, hem de kocaman.
Ellerim bileklerimden kollarımdan bedenime bağlanıyor. Ayaklarla bacaklarla birleşiyor.
Bedenimin tümünü kullanarak, bütün ağırlığımla çamur yoğurmayı seviyorum.
Çamur benim dostum. Çamur benim bedenim.
İkimizde de biraz su biraz toprak. Birbirimizden kaç ölçü farklıyız? Onun sadece elleri mi yok? Ya peki, Benim ellerim ne kadar bana ait?

Ben ellerime bakıyorum. Belki de, ben ellerimden bakıyorum.
Hayata ellerimle dokunuyorum. Ellerimle ulaşıyorum, hissediyorum, özlüyorum, kavuşuyorum, seviyorum, oluyorum…

Çamuru ellerimin içine alıyorum, avucumda hissediyorum ve yoğuruyorum. Yoğruluyoruz. Ellerime bakıyorum. Parmaklarımın içine, boğumlarına. Çizgilerime, tırnaklarımın içi iyice kille dolmuş. Çatlaklarım iyice belirgin hale gelmiş. Yüzüm toprağa karışıyor. Kokusu tadı içime doluyor. Kim nerede başlıyor, kim kimde bitiyor. Sınır var mı? Birbirimizi dönüştürüp yeniden yaratıyoruz.
Karışmak, yoğrulmak, dönmek, ezilmek, parçalara bölünüp, kopmak, ayrılmak, uzaklaşmak ve yeniden birleşmek. İncelmek ezilmek, yığılmak, bükülmek, düzenlenmek, bitirmek istiyorum. Tamamlanmak. Bütünlenmek.

Parmak darbelerimle okşayarak oynaşmak, sevmek, sıvazlamak, iz bırakmak istiyorum. Birbirimizi birbirimize kattıkça çoğalmak, bütünleşmek istiyorum. Form kazanmak istiyorum. Beklide ikimizin de amacı bu.. Birlikte ve ayrı ayrı oluşmak, oluşturmak ve olmak istiyoruz.

Birbirimize fısıldıyoruz. Yok yok, konuşuyoruz. Arada susuyoruz. Bazen sohbet ediyoruz. Galiba daha çok kavga ediyoruz. Hatta bayağı sık kavga ediyoruz. Çok dik başlı oluyor, istediğim yola gitmiyor, asi, bazen beni sıkıyor, çoğu zamansa şaşırtıyor. Ürperdiğim bile oluyor. Sonunda,  sonuçta mutabık kalıyoruz. Mecburen. Sırlar açığa çıkıyor, giz kalmıyor. O beni ortaya çıkartıyor, ben onu hayata katıyorum. Hiçbir şeye yabancı değiliz. İkimizin de hedefi aynı. Ortaya çıkmak, yaşama dahil olmak, var olanı sunmak. Hakikati biraz olsun fark edebilmek. Bilinmeyene yaklaşmak, sırrı bilmek, gizemle tanış olmak. Bilinmek, açığa çıkmak, görünmek. Kendinden kendine. Aşikâr olmak. Aşka geçmek. Coşmak.


Yaşam nerede başlıyor. Sınırlar nerede bitiyor. Bilemiyoruz.




iris.

Torba eylül 2014 

7 Temmuz 2014 Pazartesi

7.7.2014





Taştan yontulmuşlar
Aynı babanın çocukları onlar
Toprağa yerleştirilmişler
Suyu alabilsinler diye
Canları nefes

Bu gün 7.7.2014

Ayak parmaklarını yararaktan ilerliyorlar
Kollarını açaraktan koşuyorlar
Uçmayı umabilirler mi?
Belki çaprazda buluşurlar

Bugün 7.7.2014

Tepetaklak olmadan yürümek varsa
Eğilip, burkulmadan
Yol açalım özgürlüğe..

Ufukta tan kızıllığı, yeryüzünde derin mavi





iris

Torba. Bodrum