Kuşlar bir araya toplanmışlardır. Kendilerini huzursuz ve
eksik hissetmektedirler. Bir hükümranlarının olması gerektiğini kendi
aralarında konuşurlar. Aralarından en bilge olan Hüthüt çıkar ve şöyle der; ‘’ sizin gerçek
hükümranınız Simurg’ dur. Ama ona ulaşmak için çok uzun ve zorlu bir yolculuğa
çıkmanız gereklidir’’
Hüdhüd diye Kur’an da adı geçen bu kuş Hz. Süleyman ile
Belkıs arasında elçilik yapar. Gizli yer altı sularını bulabilir sadakat rehberlik
bilgi ve ilahi mesajın taşıyıcısı olarak bilinen özel bir kuştur. Tasavvufta
mürşid-i kamili, edebiyatta ise bilgeliği, yol göstericiliği ve hakikat
arayışının temsilcisidir.
Kuşlar yola çıkar. Ama bu yol sıradan bir yol değildir.
Aşmaları gereken 7 vadi vardır. Ve her vadi içsel bir dönüşümü temsil eder.
İlk vadi istek vadisidir. Arayış burada başlar. Yolun başını temsil
eder. Ancak gerçekten istemek gereklidir. Yüzeysel bir merak değil, içten gelen
bir çağrı olmalıdır. Hayatımda bir şeyler eksik. Dış dünyadaki hiçbir şey beni
doyurmuyor gibi.. Burada konfor alanı sarsılır, sorular başlar ve arayış doğar.
İstek zayıfsa kişi hemen geri döner.
İkinci vadi aşk vadisidir. Burada akıl geri çekilir kalp öne
çıkar. Ancak tehlikelidir zordur yakıcıdır. Mantık anlamaz planlar bozulur
kontrol kaybolur. Eski kimlikler çözülmeye başlar tutunulan şeyler bırakılmaya
başlar. Ben çatlar. Korku başlar.
Üçüncü vadi bilgi vadisi diye geçer. İdrak için alan açılır.
Her şeyin farklı bir yüzü olduğu anlaşılır. Hakikat tek bir kalıba
sığmamaktadır. Doğru denen görecelidir. İçe dönüşe bir davet gelir. Sezgi
açılır.
Dördüncü istiğna vadisi, bağımsızlık ve vaz geçişin
vadisidir. Dış bağımlılıklar bırakılmaktadır. Onay ihtiyacı, sahip olma arzusu
yitirilir. İçsel doyum artar ve hiçbir şeye muhtaç olmama hali başlar.
Beşinci vadi birlik / tevhid vadisidir. Her şey birdir. Sen
ben ayrımı çözülür. İkilikler yumuşar. En kritik çözülme noktasıdır. Kişi artık
hayata karşı değil hayatla birlikte akmaya başlar. Zihnin bunu kavraması zor
olabilir.
Altıncı hayret vadisi, zihnin tamamen yetersiz kaldığı
yerdir. Tanımlar çöker. Derin bir bilinmezlik haline geçilir. Bu bilinmezlik
hali bir boşluk değil, canlı titreşen bir bilinmezliktir. Bu derin bilinmezlik
içinde kalmak hayret hissinin en doruk düzeyidir. Bilmeden var olma öğrenilir.
Yedici yokluk vadisi, fenâ vadisi diye geçer. Benliğin
tamamen eridiği yerdir. Kişi kendini bütünün parçası değil bizzat bütün olarak
hisseder. Bu yok olmak değildir gerçek varoluşa geçiştir. Sonuçta Simurg’a varmak,
kendinde yok olup hakikatte var olmaktır.
Kuşlar bu uzun ve zorlu yolculukta geçerler ve Simurg’a
ulaşmaya çalışırlar. En sonunda sadece 30 kuş bu yolu geçmeyi başarabilir. Ve
onlar Simurg’ a ulaştıklarında huzurlarında bir varlık bulamazlar. Bunun yerine
bir ayna görürler ve baktıklarında kendileri ile karşılaşırlar. Si Farsçada 30
demekmiş Murg da kuş.. Yani aradıkları aslında kendileri imiş. Hikâye de şu
şekilde bağlanır; aranan hakikat dışarda değildir ve yolculuk arayanı
dönüştürmek için yapılır. Sonunda ‘’ ben ‘’ sandığın çözülür ve birlik / vahdet
idrak edilir. Arayan da arananda yol da sensindir.
Ve hikâye şöyle tamamlanır, Simurg’ u arayanlar Simurg’ un
kendisi olurlar.
Gökten üç elma düşsün mü…
İris Pala
Nisan. 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder