3 Temmuz 2015 Cuma

TOPRAK




TOPRAK


Ben topraktan geldim
Bir demet rokanın, çamurlu köklerinden çıtır baharatlı yapraklarından çıktım.
Bir yudum bordo şarabın, buruk aromalı dolgun tadından olgunlaştım.
Bir avuç zerdalinin, tüylü kabuğundan, ekşi tatlı, sarı turuncu yemişinden kendimi buldum.
Bembeyaz yumurtanın, çıt kabuğundan, sarı beyaz özünden kendimi tamamladım.
Ben toprak oldum.
Buharlaşıp gökyüzüne çıkan, gürül gürül yağan çağlayan fışkıran suların içinde kayboldum.
Sonsuz çimlerde otlayan koyunların sıcak kıvırcık yünleri arasında uyudum.
Estim yıktım sildim süpürdüm rüzgârlara kandım.
Uçsuz bucaksız yönsüz çöllerde dümdüz oldum, susuz kaldım kavruldum.
Bir kaktüsün dikeninden günü gördüm.
Yok oldum.
Aşk oldum.
Oldum mu?


iris.
Torba. Mart.2015

5 Şubat 2015 Perşembe

Aşk Var




Aşk Var;
Diye bilir misin?


Her an ezbere geçtiğin patikada ansızın kaybolduğunda

Aşk Var;

Alabildiğine dokunamadığın yeşil ıslak çimen tarlasını avuçlarına aldığında

Aşk Var;

Damlası dahi üzerine düşmeyen yer-gök yağmurla sırılsıklam olduğunda

Aşk Var;

En mahrem bildiğin annenin rahminde kalabalıklarla buluştuğunda

Aşk var;

Kelimeler üstüne üstüne yığılırken şaşıp kaldığında

Aşk Var;

Alevi dahi parlamayan ateşler içinde kızıl kor olup yandığında



Aşk Var Diye Bilir misin?





iris

Torba. Şubat 2015


19 Ocak 2015 Pazartesi

KIYAM





Çığlıklarım
                Haykırsa
                              Vadi yamaçlarını
                                                         Yırtar mı


Yüzüm
           Toprağa gömülse
Ağzım Gözüm
           Çamurla dolar mı


Avuçlarım açılsa
        Mavi – Lacivert Okyanusların
                                Doruklarına
                                            Dokunabilir mi

Kısık nefesim
             Üflese
                     Koyu – kızıl Volkanlar
                                                    Susar mı


YOKSA   AŞKIN   ADI   TAMAMEN   Mİ   FARKLI 


Yalvarıyorum;

            Somut bir kanıtla çık karşıma      
            Açık et kendini
            Bana Gel

Bileyim.


Muhtacım Işığına









iris
Ocak. 2015







14 Kasım 2014 Cuma

İnsan Olmak








Küçük dünyanın büyük insanlarıydı onlar..

En büyük taşları, en güçlü makinelerle alıp en yüksek binaları yaptılar.
O binaların en geniş odalarını en pahalı eşyalarla döşeyerek yerleştiler.
En uzak diyarlara en hızlı aletlerle uçtular.
En muazzam bilgileri en çabuk elde ettiler.
En kalabalıklara en baskın yöntemlerle hâkim oldular.
En vahşi ormanların kralıydılar.

Sözleri yoktu ki dinlensinler.
Gözyaşları yoktu ki gülsünler.
Düşleri yoktu ki uykuya dalsınlar.
Hayatları yoktu ki yaşlansınlar.
Aşkları yoktu ki ölsünler.

Büyük dünyaların küçük İnsanıydı o….

Anlayamadılar ki; küçücük zerre bile, bir nefes için, kendini İnsana feda etmek istediğini.
Bilemediler ki; en büyük dünyaların bile tek şarkısıydı bu en küçük İnsan.
İdrak edemediler ki; tüm âlemlerin en büyük arzusuydu İnsan olmak.




iris

Kasım.2014.Ankara





17 Ekim 2014 Cuma









Belki; ''...... erkek deniz,kadın köpük ........sevgi, aşk, işte öyle bi şey ......''  Serap Akyol 




iris
Ekim.2014.Torba


11 Ekim 2014 Cumartesi

YAVAŞ








YAVAŞ


Önce nefesimden başlamayı düşündüm. Havayı, biraz daha uzun sürede içime çekmeyi denedim. Daha derinlere ulaşmak istedim. Hava, ciğerlerime dokunduğu anda biraz bekledim. Kendimi asla ve asla zorlamadım. En güzel, en doğal halimi buldum. Sonra, usulcacık, tüm vücuduma yayılan gevşemeyle birlikte nefesimi geri bıraktım. Bir an, bir boşlukta kalmış gibi genişleyerek huşu içinde bekledim. Ve tekrar yeni bir maceraya atılırcasına taze nefesime yöneldim. Yavaş,  kendiliğinden, sessiz.

Kalp atışlarımda bu tempomu yakaladı. Çıkış ve inişlerim genişledi, yumuşadı. Kanım damarlarımda daha da çok yayıldı, organlarıma ulaştı. Hücrelerime hayli uzun temas edebildi. Buluşmaları, yavaş, sade,  hatta keyifli oldu.

Tenimde bir ürperti, bir serinlik hissettim.


YAVAŞ


Aynısını yemek yememe uyguladım. Canıma, ne yemek istediğini sordum. Yemeğimi hayal ettim. Malzemelerimle buluştum. Tek tek malzemelerimi seyrettim. Elledim, renklerine baktım, kokularını hissettim. Her birinin topraktan başlayan, doğup, büyüyüp, su ile gelişip, serpilme süreçlerini düşündüm. Farklı farklı, çeşit çeşit olmalarına şaşırıp kaldım. Bana gelmelerine, buluşmamıza ve birazdan da tamamen bedenime dâhil olacaklarına teşekkür ettim. Bu kadar farklı renklerin, kokuların, tatların birbirlerini bulması, birbirlerine karışması ve sonunda inanılmaz uyum içinde ortaya müthiş bir lezzet çıkarmaları beni heyecanlandırdı. Buluşmaları aslında çok kolay oldu. En sade, en doğal hallerini ortaya çıkardılar. Kendilerini açtılar, bana sundular. Yeniden yaratıldılar. Adeta bir tören gibi buluştuk, birleştik. Birbirimizi sindirerek yeniden oluştuk.


YAVAŞ


Yürümeye başladım. Taşların dokusunu hissediyorum. Toprağın kokusunu duyuyorum. Yeşil yaprakların arasından mandalinaları görüyorum. Rüzgâr müziği yaparken, ben sokakların hikâyesini dinliyorum. İnsanlara dokunuyorum. Sıcak bir çay içiyorum.


YAVAŞ


Yayılmak gibi. Her şeyi yayılarak yapmak, süzülerek ilerlemek, yavaşça her yerde olmak. İçine almak, sarmak, sarmalanmak; Seni sarmasına izin vermek, içine almasına bırakmak. Teslim olmak.


YAVAŞ


Dolmak. Taşmak. Yaratmak.





iris
Ekim.2014.Torba





30 Eylül 2014 Salı

VEDA









Önce uzaktan kokusu
                                     geldi
Sonra tüm çevremi
                                    kapladı

Ve

Nefesime yerleşti

Nefesimden vücuduma yayıldı

Hücrelerime

Dokularıma

Organlarıma

Sistemime hâkim oldu


HÜZÜN


Beni ele geçirdi

Bedenim hüzünden kaskatı

Mezarım hüzünden kazılı


Toprağa karışmak çok kolay

Hüzne karışmak çok zor


Üstümde ki ölü toprağım hüzün




iris

Eylül.2014