12 Nisan 2026 Pazar

HÜTHÜT

 

 

Kuşlar bir araya toplanmışlardır. Kendilerini huzursuz ve eksik hissetmektedirler. Bir hükümranlarının olması gerektiğini kendi aralarında konuşurlar. Aralarından en bilge olan Hüthüt çıkar ve şöyle der; ‘’ sizin gerçek hükümranınız Simurg’ dur. Ama ona ulaşmak için çok uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkmanız gereklidir’’

 

Hüdhüd diye Kur’an da adı geçen bu kuş Hz. Süleyman ile Belkıs arasında elçilik yapar. Gizli yer altı sularını bulabilir sadakat rehberlik bilgi ve ilahi mesajın taşıyıcısı olarak bilinen özel bir kuştur. Tasavvufta mürşid-i kamili, edebiyatta ise bilgeliği, yol göstericiliği ve hakikat arayışının temsilcisidir.

 

Kuşlar yola çıkar. Ama bu yol sıradan bir yol değildir. Aşmaları gereken 7 vadi vardır. Ve her vadi içsel bir dönüşümü temsil eder.

 

İlk vadi istek vadisidir.  Arayış burada başlar. Yolun başını temsil eder. Ancak gerçekten istemek gereklidir. Yüzeysel bir merak değil, içten gelen bir çağrı olmalıdır. Hayatımda bir şeyler eksik. Dış dünyadaki hiçbir şey beni doyurmuyor gibi.. Burada konfor alanı sarsılır, sorular başlar ve arayış doğar. İstek zayıfsa kişi hemen geri döner.

 

İkinci vadi aşk vadisidir. Burada akıl geri çekilir kalp öne çıkar. Ancak tehlikelidir zordur yakıcıdır. Mantık anlamaz planlar bozulur kontrol kaybolur. Eski kimlikler çözülmeye başlar tutunulan şeyler bırakılmaya başlar. Ben çatlar. Korku başlar.

 

Üçüncü vadi bilgi vadisi diye geçer. İdrak için alan açılır. Her şeyin farklı bir yüzü olduğu anlaşılır. Hakikat tek bir kalıba sığmamaktadır. Doğru denen görecelidir. İçe dönüşe bir davet gelir. Sezgi açılır.

 

Dördüncü istiğna vadisi, bağımsızlık ve vaz geçişin vadisidir. Dış bağımlılıklar bırakılmaktadır. Onay ihtiyacı, sahip olma arzusu yitirilir. İçsel doyum artar ve hiçbir şeye muhtaç olmama hali başlar.

 

Beşinci vadi birlik / tevhid vadisidir. Her şey birdir. Sen ben ayrımı çözülür. İkilikler yumuşar. En kritik çözülme noktasıdır. Kişi artık hayata karşı değil hayatla birlikte akmaya başlar. Zihnin bunu kavraması zor olabilir.

 

Altıncı hayret vadisi, zihnin tamamen yetersiz kaldığı yerdir. Tanımlar çöker. Derin bir bilinmezlik haline geçilir. Bu bilinmezlik hali bir boşluk değil, canlı titreşen bir bilinmezliktir. Bu derin bilinmezlik içinde kalmak hayret hissinin en doruk düzeyidir. Bilmeden var olma öğrenilir.

 

Yedici yokluk vadisi, fenâ vadisi diye geçer. Benliğin tamamen eridiği yerdir. Kişi kendini bütünün parçası değil bizzat bütün olarak hisseder. Bu yok olmak değildir gerçek varoluşa geçiştir. Sonuçta Simurg’a varmak, kendinde yok olup hakikatte var olmaktır.

 

Kuşlar bu uzun ve zorlu yolculukta geçerler ve Simurg’a ulaşmaya çalışırlar. En sonunda sadece 30 kuş bu yolu geçmeyi başarabilir. Ve onlar Simurg’ a ulaştıklarında huzurlarında bir varlık bulamazlar. Bunun yerine bir ayna görürler ve baktıklarında kendileri ile karşılaşırlar. Si Farsçada 30 demekmiş Murg da kuş.. Yani aradıkları aslında kendileri imiş. Hikâye de şu şekilde bağlanır; aranan hakikat dışarda değildir ve yolculuk arayanı dönüştürmek için yapılır. Sonunda ‘’ ben ‘’ sandığın çözülür ve birlik / vahdet idrak edilir. Arayan da arananda yol da sensindir.

Ve hikâye şöyle tamamlanır, Simurg’ u arayanlar Simurg’ un kendisi olurlar.

 

Gökten üç elma düşsün mü…

 

 

İris Pala

Nisan. 2026




 [ip1]