2 Şubat 2026 Pazartesi

Tohum

 


 

Bir minik tohum. Benimle birlikte olan. Rengi krimzon alizarin. Parmak ucumdan da küçük. Biliyorum bir gün onunda içi açılacak ve etrafa binlerce onbinlerce milyonlarca tohum saçılacak. Neden mi, çünkü onlar beyaz ama kemik beyazı. Mis kokulu. Cıvıl cıvıl.

Peki ben o tohumu nerde buldum dersiniz. Koyu kahverengi tamtamına kızıl kahverengi yumuşak bir toprağın içinden. Önüme bakarak çok yavaş bir şekilde yürüyordum. Rahvan. Arada durup ellerimle avuç içlerimle nemli mis kokulu toprağı elliyordum. Evet işte orda tam önümde gözlerime bakarken yakalandım. Mutlu olmuştuk. Rüyalardan çıkıp bana gelmişti. Avcumun içine koynuma yerleşmişti. Artık beraberdik.

Yıllarca yüzyıllarca birlikte olduk. Dağ taş yol bayır köy şehir orman nehir yürüdük. Kah yorulduk kah acıktık. Her şey hayata dair di. Güldük ağladık kavuştuk dans ettik. Dost olduk dost buluştuk yollara yollarımıza gittik ayrıldık. Vakti zamanı gelince hani vakt-ı kerahat zuhur bulunca tohumumun dış kabuğu artık iyice kurudu ve içi içine sığmaz oldu ve çatladı. Çat.

Ne oldu beğenirsiniz, onca noktacık onca ışık onca huzme ortalığa yayıldı. Pırıl pırıl göz alabildiğine göz kamaştıran ışıkcıklar. Ufukları aştılar tepeleri geçtiler bulutları uçtular ve sonsuzluğa doğru yayıldılar. Sonra ne oldu bilir misiniz, her biri tek tek yavaş yavaş geri gelmeye başladılar. Birer gökkuşağı olmuşlardı. Bana yönelmişlerdi. Göğsümü açmam gerekti. Nefesimi tutmamam. Gülümsemem.

Sen de gülümse çünkü o gökkuşağı renklerinden biri de sensin.


İris Pala

Şubat.2026. Bodrum



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder