Ve Dede masalını anlattı bitirdi..
Ve torun
masalını anlatmaya başladı..
Yüzünde sessiz bir tebessüm vardı. Anlattıklarını
kulaklarınızla duymuyordunuz ama gözlerinden okuyor yüreğinizden hissediyordunuz.
Mevsimlerden gış dedi.
Günlerden Nartugan.
En ışıksız. En uzun.
Küçük torun büyük Ayı’nın inine gidip yanına kıvrılmış. Ayı
kocaman sımsıcak gövdesi ile onu sarmış. İri pençeli patisini küçük kalbinin
üstüne yerleştirmiş. Dilini uzatıp yaladığı bal ağzının kenarından torunun göz
pınarlarına damlamış, oradan da yanaklarından aşağı doğru süzülmüş. Kış
uykusuna yatmışlarmış. Bu bir döngünün dönüşüm uykusuymuş.
Cas gelince uyanacaklarmış. Renkleneceklermiş. Yeni yetme
boynuzları, şefkatli kalbi, kocaman gözleri ile narin mi narin bir ceylan
onları karşılamış. Etraf çiçeklenmiş, kediler köpekler inekler yılanlar börtü
böcek sesegelmiş. Gökkuşakları rüzgarlar dalgalar kokular elmalar bereket açığa
çıkmış. Işık patlamış cezbe her yere hâkim olmuş. Yollarını yönlerini haliyle
kaybetmişler.
Biraz da yorgun düşmüşler. Biraz da susuz. Otura kalmışlar.
Artık mevsim Çay olmuş. Buldukları boynuzdan kana kana su içmişler. Bilmişler
ki, bu su hiç tükenmeyecek. Bilmişler ki, bu boynuz sonsuz derelere akarsulara
deniz deryalara bağlıymış.
İlerde tünelin ucunda bir ışık hüzmesi onları bekliyormuş.
Küs gelmekteymiş. Yollarını bulmalı yürümeleri gerekiyormuş. Bu kadar
dolandıktan sonra bildiklerini gördüklerini bilgeliye çevirmeleri kolay
olmamalıymış. Kurt’un yolları açmasına yön göstermesine ihtiyaçları varmış.
Dede beklemekteymiş..
iris pala
22.Aralık.2025 / Bodrum
Düşle gerçek, yaşamla masal iç içe. Belki aynı şey, belki birin iki yüzü, belki İki yarımın bütünü. Bir varmış bir yokmuşun tam hali. Hem parça hem bütün. Hem ben hem sen. Hem burda hem orda, belki her yerde belki hiçbir yerde. Belki düşte belki gerçekte. Ama yolda. Yol ne, yolcu kim, varış neye kime. Sahi varış var mı?
YanıtlaSilhem sen hem ben.. belki düşte belki gerçekte.. ama hep yolda..
YanıtlaSil