Hepimizin geçmişinden sesini duyurmak isteyen, zamanda saklanmış, bu günümüze emanet, bize miras, köklü aile hikayelerimiz var..
Bu yazımı bu gün adını yeni öğrendiğim Dilistan Hatuna atfetmek istiyorum. Meral teyzeme bu ve bunun gibi çok heyecan veren bilgileri bana aktardığı için sonsuz sevgiyle teşekkürler ediyorum. Varlığı desteği sevgisi ve beni kucaklaması ile hep yanımda oldu.
Dilistan Hatun, yıllarca önce, Osmanlı'nın bir döneminde Kafkas ülkesinden devşirilerek saraya getirilmiş, güçlü yetenekli akıllı becerikli güzel yaratıcı dişi anne kadınlardan. Acıların zorlukların içinden geçmiş ancak başarmış kadınlardan bir kadın. Soyu sevgisi akmış, bu günlere biz ailesine, özellikle biz dişi hatun kadınlara kadar ulaşmış. Bu Gizli bağ Bu Sessiz miras Bu gün görülebildi ise Dilistan Hatun'u onurlandırmak şansını kabul etmek isterim.
Dilistan isminin anlamını da paylaşmak istiyorum;
Dil; Gönül istan; yer ülke diyar
Dilistan; insanın gönlünde kurduğu iç ülke, kalbin konuştuğu mahal.
!''Ben, aklı değil, Dilistan'ın yolcusuyum'' dermiş sûfi'ler.
Bu yazının ortaya çıkması, son dizim buluşmamızda, Feride‘nin alanında gerçekleşti;
Büyük salondayız. Kalabalık gurup.
Çok bildik ana / dişi / atalar soyu. Annesi olarak temsile geldim. Alanda kızım ve benden başka kimse yok. Alan yeni açılıyor, henüz kimse temsil almamış herkes yerinde oturuyor. Anne olarak dikkatim müthiş açık ve herkesi çocuğum sanıyorum. Geriye baktığımda da sanki bütün anneler tüm geçmiş benim üstümde, hepsinden adeta ben sorumluyum. Büyük mesuliyet çok iş ağır hayat her şey nefes nefese. İlk annem alana geldi yani anane. Anane de donuk yaşamda yok. Yine her şey benim üstüme kaldı. Alan ilerledi başka temsiller başka olaylar alana geldi. Odak benden uzaklaştı. Zaman geçti. Tekrar bana dönüldüğünde bi karışıklıkla bana anane dendi ben de üstlendim ama az sonra bi farkındalıkla anane değil de anne olduğum anlaşılınca benim için ilk mucize gerçekleşti… ben herkesin annesi değildim, benim de bir annem vardı ve bireylerden ayrışmıştım. Ne kadar rahatladım anlatamam, yükün büyük bir kısmı üstümden kalkmış ben ayrışmıştım.
Alan devam etti. Artık anne temsilinde seyirci
konumundaydım. Anneler alana geldi. Farklı konumlarda farklı hallerde kadın
atalar dişi arkeler alanı doldurmaya başladı. Her biri yerini aldıkça ben
hafifliyor onlara hayranlığım artıyordu. Şaman atalar alanı doldurdu acılarını
sevgilerini ritüellerini yaptılar, çığlıklar atıldı. Kırımlı kadınlar Müslümanlar
gayrimüslimler Hristiyanlar Türkler yabancılar ölmüşler zorda kalanlar kayıplar
çocuklar acılar alanı doldurdu.
Tüm yaşananlar alanda açıldı. Salonun rabıta tahtalarına
yayıldı. Gerçekler tek tek görüldü. Hissedildi. Ve ben anne temsili olarak
hepsinden ayrışırken aslında ne kadar güçlü bir bağ ile sonsuz derin bir sevgi
ile onlara bağlı olduğumu hissettim. Hayret içinde olanları anlamaya çalışırken
içim inanılmaz bir sevinç ile doldu. Yaşadıkları hayat, yaşamı, soyu bize bugüne
akıtabilmişlerdi. Başarmıştılar, başarmıştık. İçimde inanılmaz saygı uyandı. Ve
her bir annemi her bir atamı her bir yaşananı gönülden onurlandırmanın önemini
kavradım. Ruhları şad olsun.
Yerimi almaya başladım. Yavaş yavaş hepimiz sevgimize
onurumuza sahip çıkarak, yaşadıklarımızı kabule gelerek, kaderimize saygı
duyarak, alanda sistemde yerimizi almaya başladık. Hepimiz desteğimizi arkamıza
alabildik.
Sona gelmiştik. Anne kız sarılmak üzereydik. Feride dedi ki,
anne hakkını helal ederse eğer kızına soya bolluk bereket sevgi gani gani
akarmış. Benim hakkım kızıma helal olsun. Tüm annelerin hakkı tüm kızlara
oğullara soylara helal olsun.
Şu an, çok hâkim olmasam da kulağıma çalınan aklıma gelen tasavvuf
ile ilgili bir bilgiden söz etmek istiyorum. Tasavvuf da insan olma yolunda mertebelerden
söz ederler. Olmaya olgunluğa yani kemale giden yolda râziye ve marziyye
makamlarından söz ederler. Ben senden razıyım, sen de benden razı mısın sorusu kendinden
bir üst makamdakinin rızasını alma çağrısıdır. Rabbin kulundan razı olması manasındadır.
Tüm sistemin alanda salonun rabıta tahtaları üstüne
yayılması, olanın açığa çıkmasıyla onurlandırılması ve hepimizin birbirinden
razı olması adeta bir arınma ritüeli gibiydi…
Teşekkürler Feride. Teşekkürler alan arkadaşlarım.
Şükür olana..
İris Pala
4.ocak.2026 / Bodrum